Memleketim…

İran gaz verirse…

Kesinti olmayacak.

ABD istihbarat verirse…

Teröristi vuracağız.

YaÄŸmur yaÄŸarsa…

Sular akacak.

Yabancı para gelirse…

Büyüyeceğiz.

Durum kontrol altında yani.

Bu “gönül rahatlığı”yla oturdum ekran karşısına, televizyon seyrediyorum… Kredi kartından batan biri, delirmiÅŸ; kayınpeder kaynana baldız komÅŸu, 4 kiÅŸiyi öldürüp 5 kiÅŸiyi yaralamış, sonra da intihar etmiÅŸ… Daha önce akrabasını öldürüp “iyi hal”den 13 ayda serbest bırakılan biri de, bu sefer, eÅŸini ve 6 çocuÄŸunu katletmiÅŸ… Huzurevine emanet edilen dedeyi çırılçıplak soymuÅŸlar, cep telefonuna kaydedip, kahkahalarla gülüyorlar; ninemin biri yerde yatıyor, birini tokatlıyorlar, biri “doktoor, doktooor” diye yalvarıyor. Yeteri kadar “ilginç” olmamış ki, Mahsun Kırmızıgül’ün son filminden “ihtiyarlara dayak” sahneleri ilave ediliyor. “SaÄŸlıkta devrim” ÅŸahane gidiyormuÅŸ bu arada, ilaç olmadığı için beyin ameliyatları yapılamıyormuÅŸ; profesörler, “mümkünse, bu sorun halledilene kadar kalçanızı malçanızı kırmayın, protez de yok” diyor.

Şükür, bitti haberler…

Show’u seyrediyorum, Acun kutu açtırıyor, yarışmacı aÄŸlıyor; acil paraya ihtiyacı var, yaÅŸ 48, borç gırtlakta, 2 çocuk, ev kira… YüreÄŸim kaldırmıyor, D’ye zaplıyorum… Lösemili çocuÄŸu için patronla yatan Åžehrazat’ı kaçırmışlar. Åžak… En heyecanlı yerinde, araya tanıtım giriyor; pansiyonu basmışlar, polis Necla’yı fuhuÅŸtan götürüyor, yapraklar dökülüyor. Atv’ye zaplıyorum… Orada da “sosyal içerikli” bir dizinin tanıtımı var; kadınlar hapiste… Necla’yı da buraya getirirler mi acaba? Åžaka ÅŸaka… Zaplıyorum; Fox’ta Ahmet Çakar… “Spor programı galiba” diyorum, meÄŸer yarışma programı… İşten atılmış, 2 senedir boÅŸta geziyor, elde avuçta olan suyunu çekmiÅŸ, banka hacizi gelmiÅŸ, cebindeki para arkadaşından aldığı 50 lira, 2 kız evladı var; üstelik, “Ankara’nın eski adı Ancyra’nın ne anlama geldiÄŸini” bilmiyor! Ahmet Çakar, bilsin diye dudaklarını ısırıyor, yarışmacı aÄŸlıyor, ben aÄŸlıyorum, benim hanım aÄŸlıyor… Allahım biraz “huÅŸu”, Kanal 7′ye zaplıyorum, film var, Talih “KuÅŸu…” Yabancı dizi seyredeyim, kendime geleyim diye “bir umut” zaplıyorum cnbc-e’ye, çıka çıka, karşıma çıkan, “umutsuz ev kadınları” iyi mi… Eurosport’a zaplıyorum, aha, milli maç var, unutmuÅŸum… KeÅŸke hatırlamasaydım aslında, Finlandiya’ya yenilen voleybol milli takımımız Almanya’ya da yeniliyor… Zaplıyorum Star’a… Eh be nihayet! Åžarkı yarışması var, eÄŸleneceÄŸiz azıcık. O da ne? Jüri aÄŸlıyor… Seda Sayan’ın rimelleri akmış, İbo’nun gözleri ÅŸiÅŸmiÅŸ… Bir yarışmacının kız kardeÅŸi böbrek hastası, ameliyat masrafını çıkarmak için gelmiÅŸ. Birini, iÅŸsiz ve kumarbaz babası bıçaklamış. Biri, kimsesizler yurdunda büyümüş, bitlenmiÅŸ, dayak yemiÅŸ, yıllar sonra anneciÄŸini bulmuÅŸ, kavuÅŸmuÅŸlar ama, anne kanser, kısa süre sonra ölmüş, 2 küçük kardeÅŸi var, baÅŸlarını sokacak ev istiyor. Biri trafik kazası geçirmiÅŸ, eÅŸinin kolu kopmuÅŸ. Birinin bacağı sakat. Biri, 3 çocuklu dul, baba alkolik, ölmüş zaten, anne merdiven temizliÄŸine gidiyor. Birinin ablası ölmüş, eniÅŸtesi intihar etmiÅŸ, ana-baba boÅŸanmış. Biri bayıldı. Pozisyonu ağır çekim tekrar gösterdiler. Sunucunun tansiyonu düştü.

Keyifli, rutin bir günün akÅŸamı, vakit hayli ilerledi…

Artık zaplamıyorum, saat 23.30 gibi, kendimi jiletliyorum.

Yorum Yapın